AFGANİSTAN’DA TALİBAN GERÇEĞİ

Kemal Çetinkaya yazdı:"Yeter Artık! Savaş Yorgunu Afganistan ve Afgan Halklarından bu kirli emellerinizi ve Ellerinizi Çekin."

AFGANİSTAN’DA TALİBAN GERÇEĞİ

Afganistan resmi adıyla Afganistan İslam Cumhuriyeti, Orta Asya'nın güneyinde denize kıyısı olmayan bir ülkedir. Doğu ve güneyde Pakistan, batıda İran, kuzeyde Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan, kuzeydoğuda ise Çin ile komşudur. 652.000 km² yüz ölçümlü, kuzey ve güneydoğusunu düzlüklerin oluşturduğu dağlık bir ülkedir. Başkenti ve en büyük şehri Kabil'dir. Yaklaşık 38 milyonluk nüfusunun çoğunluğunu Peştunlar, Tacikler, Hazaralar ve Özbekler oluşturur.

Afganistan coğrafi olarak genelde dağlık bir bölgedir. Yer altı kaynakları bakımından zengin olmasına rağmen işgaller ve çıkan iç savaş nedeniyle yeterince bu kaynakları kullanamamaktadır. Geçim kaynakları ticaret genellikle tarım ve hayvancılıktır. Halkın eğitim düzeyi oldukça düşüktür. Kadınlarda okuma yazma oranı daha da düşüktür. Ortalama kişi başına düşen gelir düzeyi dünya ortalamasının çok altında, halk genellikle yoksulluk ve sefalet içerisinde yaşamaktadır.

Afganistan birçok kültüre ve medeniyete ev sahipliği yapmış köklü bir geçmişi olan bir ülkedir. Önce İngilizler tarafından işgal edildi, çıkan savaşlar sonucunda Afgan halkı savaşı kazanarak sömürgeci İngilizleri vatanların kovarak 1919 tarihinde bağımsızlığını ilan ederek bu günkü devletin temelleri atılmıştır.

Sovyetler Birliği, 1979'da Afganistan’daki Marksist hükûmetin isteğiyle işgal etmiş ve kendi denetiminde bir sosyalist Afgan yönetimi kurdurmuştur. Buna tepki gösteren yerel güçler, Mücahit gruplarının etrafında toplanarak Batı ülkelerinin de desteğiyle SSCB'ye karşı bir silahlı mücadele başlatmışlar ve pek çok bölgede egemenlik sağlayacak düzeyde başarı göstermişlerdir. Tüm bu yıpratıcı mücadele SSCB'nin içinde bulunduğu zor ekonomik durumu daha da ağırlaştırmış ve SSCB'nin dağılmasıyla sonuçlanacak olaylara büyük bir etki yaratmıştır.

Afgan mücahitlerinin ülkelerini Sovyet Rusya işgalden kurtarması ile Müslümanlar arasında yeni bir heyecan ve umut olmuş ve bütün dünyada dikkatlice izlenmiştir. 

Rusya’nın Afganistan’dan çekilmek zorunda kalmasından sonra Afganistan’da mücahit ve diğer yerel guruplar arasında etnik, mezhepsel ve inanç farklılıklarından dolayı ciddi iç çatışmalar başlamış ve ülke iç savaşa girmiştir. Bu çıkan iç çatışmalara tepki olarak yeni bir siyasi hareket olarak TALİBAN ortaya çıkmıştır.

ABD de 2001 yılında ikiz kulelere yapılan saldırı ile başlayan süreçte, Afganistan tekrar hedef ülke haline geldi. ABD çeşitli İslamcı örgütlerin Afganistan’da barındığı gerekçesiyle batılı müttefikleriyle beraber Afganistan’ı işgal etmeye başladı.
Batılı ülkelerin Afganistan’ı işgaliyle beraber çatışmalar ve iç savaş yeniden başladı yüzbinlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarca insan evinden/yurdundan göç etmek zorunda kalarak komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Çok zor şartlar altında hayatlarını sürdürmeye çalıştılar bu süreçte özellikle çocuklar, yaşlılar ve kadınlar ciddi zarar gördüler.

Afganistan da yaklaşık 45 yıldır devam eden işgal ve iç savaşın temelinde, Emperyalist dış güçlerin müdahalesi ,yerel unsurların , etnik ve mezhep  çatışmaları ve alan kazanarak hakimiyet kurma mücadeleleri ,özellikle ABD’nin Rusya, İran ve Çin’in  tam ortasında kendisine  göre güvenli bir alan açma ve kontrol etme  ve bölgenin Jeopolitik konumu yatıyor.

Afganistan da Taliban’ı ortaya çıkaran sosyal ve siyasal ikliminde temelinde ,ülkede faaliyet gösteren mücahit guruplar ile diğer yerel güçlerin kendi içlerinde çekişmesi ve çatışması ,bu gruplar arasında özellikle etnik kökenli meselelerin öne çıkarıldığı ve hareketlerin kendi çıkar ilişkilerini toplumun diğer kesimleri üzerinde görmeleri ,yolsuzluk, uyuşturucu  ticareti gibi ithamların yapılması ,yozlaşma ve benzeri birçok nedenden dolayı ;Pakistan ve Afganistan da çok yangın olan medrese kökenli alim ve öğrencilerin yeni bir anlayış ve hareketle kendilerine İslam’ı referans göstererek silahlı bir mücadele girişerek, ülkeyi  işgal eden tüm yabancı güçlerin ve yerli iş birlikçileri ile mevcut hükümetin ülkeyi terk etmesi ile sonuçlandı.

Kendisine İslam’ı referans gösteren ve tüm ülkeyi teslim Taliban Emirliğinin, yapması gereken en önemli şeyler, ülkenin birliğini ve beraberliğini sağlayacak   toplum tüm kesimleri ile iş birliği yaparak yeni adımlar  atarak insanların başta can ve mal olmak üzere güven ve güvenliğini sağlamaktır.  

Emperyalist güçler ve yerli iç birlikçilerinin yeni manipülasyonlarına karşı ülke içerisinde çıkabilecek çatışma ve iç karışıklıkları önlemek için tedbir almaktır.

Bugüne kadar kendisine karşı savaşmış veya tarafsız kalmış, hükümette görev almış ve yurt dışına göç etmek zorunda kalan tüm vatandaşları için kapsayıcı idari ve adli tedbirler alarak genel bir af ilanı ile toplumla helalleşmektir.
İnsan hakları, demokrasi, İslam’ın temel esasları olana adalet ve barışın egemen kılınması için gerekli tedbir ve güvencenin sağlanması gerekir.

Başta emperyalist güçler olmak üzere, ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Avrupa Ülkeleri ve diğer tüm komşu ülkelerin Afganistan Taliban Emirliği yönetimini kabullenmeleri ve saygı duymaları gerekir.

Bu ülkede 50 yıla yakın bir zaman içerisinde yapılan bunca katliam, vahşet, ihanet, zülüm, işkence, haksızlık ve hukuksuzluktan tüm kesimlerim ders çıkarması gerekir.

Yeni Afganistan Devletinin başta Afgan halkları olmak üzere tüm ülkeye ve dünyaya barış, huzur, kardeşlik ve birlik beraberlik getirmesini Cenabı Allah’tan dilerim.

Yeter Artık! Savaş Yorgunu Afganistan ve Afgan Halklarından bu kirli emellerinizi ve Ellerinizi Çekin.