Kılıçdaroğlu, Gaziantep’te Belediye Başkanları Çalıştayı’na katıldı

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep’te düzenlenen Belediye Başkanları Çalıştayı’na katıldı.

Kılıçdaroğlu, Gaziantep’te Belediye Başkanları Çalıştayı’na katıldı

CHP lideri Kılıçdaroğlu, çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

"Gaziantep’teyiz, Türkiye’nin en güzel kentlerinden birisindeyiz. Bu topraklar aslında mübarek topraklar. Milli Kurtuluş Savaşı destanının yazıldığı yerlerden birisi Gaziantep. Gaziantep’i ifade ederken elbette ki Şahinbey’den, Şehitkamil’den, Karayılan’dan söz edeceğiz ve Gaziantepliler Milli Kurtuluş Savaşını verirken ‘Vurun Antepliler, namus günüdür’ dediler ve dolayısıyla Gaziantep’i kendi tarihimiz içinde özel bir yere koyuyoruz; tıpkı Kahramanmaraş gibi, tıpkı Afyon gibi. Gaziantep’in bir başka özelliği daha var. Yabancı sermaye gelmeden kendi iç dinamikleriyle kalkınmasını sağlayan bir ülke. Sanayisini geliştiren bir kent. Emin olun eğer bu ülkede dış politika doğru dürüst götürülebilirse -ki yapacağız Allah’ın izniyle- Gaziantep sadece bu bölgeye değil bütün Ortadoğu’ya hayat verir, sanayiyi bütün Ortadoğu’ya taşır ve bütün Ortadoğu Gaziantep’in büyüklüğünü çok daha net bir şekilde görür. Bir sanayi kenti, aynı zamanda bir kültür kenti, bir üniversite kenti, bir tarım kenti ve bir gastronomi kenti aynı zamanda Gaziantep. Dolayısıyla Gaziantep’te Belediye Başkanları Çalıştayı’nı düzenlememiz bu açıdan önemliydi.

Dün bütün Belediye Başkanlarımız Gaziantep’in merkezi ve bütün ilçelerini gezdiler. Evet bir değişim var, evet bir dönüşüm var, evet bir kabul var ama bir şeyler yapmamız lazım. Birazdan anlatacağım neleri yapmamız gerektiğini de anlatacağım.
Değerli arkadaşlarım, hepimiz siyaset yapıyoruz, sadece Cumhuriyet Halk Partililer değil bütün siyasi partiler siyaset yaparlar. Siyasette en büyük hakem halktır. Dolayısıyla siyasal partilerin temel hedefi de ülkeye huzuru, barışı getirmek, ülkenin nasıl kalkınacağına dair yolu, yöntemi halka anlatmaktır. Halk kimi iktidara getirirse başımızın üstünde yeri vardır. Dolayısıyla halkın tercihlerine her zaman, her yerde, her ortamda saygı duymamız gerekir. Her siyasi partinin programı farklıdır. İç politikası, dış politikası, tarım politikası, sanayi politikası farklı olabilir ama hepimiz kendi politikalarımızı anlatarak halkın önüne çıkarız ve halk kimi iktidara taşırsa dediğim gibi başımızın üstünde yeri vardır.

Ve siyaset ahlaki temeller üzerinde yürümek zorundadır. Siyasette kin olmaz, öfke olmaz, intikam duygusu olmaz. Siyaset halka hizmet etme alanıdır. Dolayısıyla bu bağlamda son zamanlarda bazı siyasi kurumlara yapılan saldırıları şiddetle kınamak her siyasi partinin boynunun borcudur. Böyle kabul etmemiz lazım. Her siyasi partiye yapılan saldırıları asla kabul etmiyoruz. İzmir’de yapılan saldırı, bir kadının hayatını kaybetmesi ve bu sabahleyin haberlerde vardı Hani’de AK Partinin ilçe binasına yapılan saldırı, İzmir’de HDP’nin ilçe binasına yapılan saldırı, bunları kabul etmiyoruz. Bizim siyaset anlayışımız başta Gaziantepliler ve bütün Türkiye bilsin ve bütün dünya bilsin; bizim siyaset anlayışımız fikirlerin yarışmasıdır, hizmetlerin yarışmasıdır, kin değil, öfke değil, intikam duygusu değil vatandaşa hizmeti nasıl yapabiliriz… Bu yarıştır bizim yarışımız. Ve bu yarış Türkiye’yi aydınlığa çıkarır. Bu yarış Türkiye’de barış ortamını sağlar. Bu yarış Türkiye’de hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesinin yolunu açar. Biz siyaseti böyle düşünüyoruz ve siyaset her türlü provokasyona kapıları kapamalıdır. En büyük görev de iktidar sahiplerine düşmektedir. İktidar sahipleri bu konuda ellerinden gelen tüm çabayı göstermek zorundadırlar değerli arkadaşlarım.

Az önce Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı arkadaşımız belediyelerle ilgili bazı belirlemeler, bazı saptamalar yaptı. Covid-19 sürecinde belediyelerimize çok önemli görevler düşmüştü. Türkiye nüfusunun yüzde 54’ünü Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yönetiyor, yerelde biz yönetiyoruz, dolayısıyla yaşanan bütün sorunlara büyük bir dikkatle yaklaşmak ve o sorunlara çözüm üretmek zorundaydık. Konu insandı, konu A partili, B partili değildi; kendi beldesinde, kendi ilinde yaşayan insandı ve o insanların tamamına hizmet götürmekti. Eğer hizmeti daha iyi götürebiliyorsak bunun yolu yarışmadır, hizmet yarışıdır. Bizim belediyelerin verdiği hizmetler, diğer belediyelerin verdiği hizmetler elbette ki kıyaslanabilir ama buradan başta Gaziantep olmak üzere, Antepliler olmak üzere, Maraşlılar olmak üzere, Konyalılar olmak üzere, Balıkesirliler olmak üzere herkese rahatlıkla söyleyebilirim, Antep’in en küçük belediyesi olan Karkamış’la onların en büyük belediyesi yarışmaya hazırız. Biz hizmet yarışını insanın dokularına kadar götürmeye hazırız.

Her türlü engelleme yapıldı mı? Yapıldı. Şikayet geldi mi? Asla şikayet etmedik. Çünkü bizim görevimiz şikayet etmek değil çözüm üretmek. Rakamları vermedi Seyit Bey, ben rakamları vereyim. 11 Mart 2020 tarihinden, 14 Haziran 2021 tarihine kadar 4 milyon 550 bin haneye ayni yardım yapıldı. Yaklaşık 5 milyon haneye ayni yardım. 1 milyon 465 bin haneye nakdi yardım yapıldı, para verildi, ihtiyaçları giderildi. 150 milyondan fazla maske dağıtıldı, dezenfektan dağıtıldı. Gaziantepli kardeşlerim şunu çok iyi bilsinler, hatırlıyorlardır herhalde, maske nasıl dağıtılacak bir türlü çözemediler, nerede satılacak bir türlü çözemediler, nasıl verilecek insanlara bir türlü çözemediler. Biz hepsini çözdük bütün vatandaşlarımıza maskeyi ürettik ve bedava verdik. Bu iktidar sahiplerinin bize büyük bir teşekkür borcu var aslında, bize teşekkür etmeleri lazım, Türkiye nüfusunun yarısından fazlasının ihtiyaçlarını giderdik.

Değerli arkadaşlarım, borcu olduğu halde hiçbir Belediye Başkanımız hiçbir vatandaşın suyunu kesmedi. 1 milyon 200 bin hanenin borcu olduğu halde suyunu kesmedik. Pandemi dönemi su hayattır dedik, o evde o su akacak dedik. Aynı şekilde 19 bin 274 adet işyerinin belediyeye ait olan işyerinin kira ücreti ya alınmadı, ya çok düşük rakama alındı veya ertelendi. Askıda fatura uygulaması değerli arkadaşlarım, özellikle büyük kentlerin varoşlarında yaşayan yoksul aileler ekmeklerini bile veresiye alıyorlar, simiti bile veresiye alıyorlar, yağı veresiye alıyorlar, eti veresiye alıyorlar, gramla alıyorlar. Askıda fatura uygulamasıyla bakkalda açılan veresiye defterlerinin 55 milyon liralık kısmını kapattık arkadaşlar. 55 milyon lira bu ülkenin ihtiyaç sahibi ailelerinin ihtiyaçları giderildi. 556 bin fatura ödendi. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin nasıl iş yaptıklarını, nasıl çalıştıklarını, nasıl hizmet aşkıyla dolu olduklarını Mısır’daki sağır sultan duydu, inşallah iktidar sahipleri de duyar ve önlerine yeni engel çıkarmazlar. Bütün engellemelere rağmen bunlar yapıldı değerli arkadaşlarım.

Sadece bunlar mı? Hayır. Hizmet sektörü var. Özellikle düğünlerde günlük yaşayan sanatçılar var; saz çalan var, kanun çalan var, keman çalan var, darbuka çalan var. Düğün yok, peki bunlar nasıl geçinecek, bunların aileleri var bunlara nasıl yardım edilecek? Sadece 5 büyük belediyemiz -onun rakamını vereyim- 13 bin 338 sanatçıya yardım yaptı arkadaşlar. Bunlar günlük yaşayanlar. Gaziantepliler de bilsinler, AK Partiye ait diğer belediyeler de bilsinler veya MHP’ye ait belediyeler de bilsinler; asgari ücret o belediyelerde 2 bin 825 lira. Peki bizim belediyelerde, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerde asgari ücret ne kadar? Net 3 bin 100 lira. Vatandaşlarım diyorlar ki, siz iktidar olduğunuzda ne yapacaksınız bize onu anlatın. Onu anlatıyorum zaten. En küçük belediyemiz 3 bin 100 lira asgari ücret verirken onların en büyük belediyeleri 2 bin 825 lira veriyor. Bunun özü nedir? Özü insandır, insan. O asgari ücret 3 bin 100 lira olduğu zaman ne yapacak o vatandaş? Bakkaldan alışveriş yapacak, manavdan alışveriş yapacak, çocuğuna, evine ihtiyaç varsa onu karşılayacak o çocuklara, evine bakacak. Peki şu soruyu her vatandaşımın kendisine sormasını isterim. CHP’ye ait en küçük belediye asgari ücreti 3 bin 100 lira yaparken koskoca hükümet, milyarlarca lira para olan bir bütçe nasıl olur da asgari ücreti 2 bin 825 lira yapıyor, neden 3 bin 100 lira yapamıyor? Yarışsa buyurun yarışa. Çünkü onlarda savurganlık var, bizde savurganlık yok. Onlarda yolsuzluk var, bizde yolsuzluk yok. Onlar ceplerine çalışıyorlar, biz vatandaşa çalışıyoruz. Aramızda siyahla beyaz kadar fark var.

Değerli arkadaşlarım, biraz da özeleştiri. Gaziantep’teyiz doğru, Milli Kurtuluş Savaşı destanının yazıldığı yerlerden biridir doğru. Bunları biliyoruz zaten değerli arkadaşlarım. 6 bin 317 şehidin verildiği topraklardayız. Güzel şeyler yapıyoruz, peki neden Gaziantep’in nüfusu artıyor da bizim milletvekili sayımız artmıyor? Kabahat kimde? Kabahat Anteplilerde mi, bizde mi? Haşa, Anteplilerde böyle bir kabahat yok; kabahat bizde, eksiklik varsa bizde, yanlışlık varsa bizde. Ama bu tabloyu değiştireceğim. Halka hizmeti hakka hizmet gibi yapacağız. Bu tabloyu değiştireceğiz. Gazianteplilere sözüm var, ben sürekli birbirleriyle kavga eden, birbirlerini yiyen bir örgüt istemiyorum. Kim kavga ederse kapının önüne koyacağım, kimse kusura bakmasın. Eğer çaba harcayacaksanız Antep orada, gidin benim anlattıklarımı anlatın. Dolayısıyla gün hizmet günüdür, gün çalışma günüdür. Nüfus artıyor, bizim iki milletvekilimiz var. Bir dönem burası CHP’nin kalesiydi. Celal Doğan gibi bir efsane vardı. Ne oldu da Gaziantep bu hale geldi bizim açımızdan. Kabahat bizde, kusur bizde, yanlışlık bizde, ama düzelteceğim, Anteplilere sözüm var bunu düzelteceğim, kesinlikle düzelecek. Hizmet yarışı olacak burada. Eğer bir partili arkadaşım kendisini değil partiyi düşünüyorsa önce Antep’i düşünecek, Antepliyi düşünecek. Antep’te bir çocuk yatağa giriyorsa ne İl Başkanı uyuyacak, ne ilçe başkanı uyuyacak, hepsi gidecekler çalışacaklar. Bizim siyaset anlayışımızda kişilerin kimliği önemli değil. Hangi kimlikten olursa olsun başımızın üstünde yeri var. Kişinin yaşam tarzı önemli değil, başımızın üstünde yeri var. Konuştuğu dil önemli değil, insansa ben ona hizmet etmek zorundayım. İnancına saygım var ama o insanın bu coğrafyada huzur içinde yaşaması lazım. O zaman memlekete barış gelir, o zaman huzur gelir memlekete. Biz çalıştığımız zaman Antepli bize der ki evet bunlar çalışıyorlar, birbirlerini yemiyorlar bunlar, bunlar çalışıyorlar, gerçekten çalışıyorlar. Dün Belediye Başkanlarımızın alanda yaptığı çalışmanın bana gelen sonucu bu. Biz bu sonucu büyütmek zorundayız. Hizmet evet hizmet, sevgi evet sevgi. Sorun üretmek değil, var olan sorunu nasıl çözeceğiz bunu anlatacağız. Bunu anlattığınız zaman zaten vatandaş size güven duyar ve biz bunu yapmaya kararlıyız değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlarım, Allah’ın izniyle iktidara geleceğiz, milletin takdiriyle. Antepli kardeşlerim beni iyi dinlesinler, 83 milyon vatandaşımızda bizi iyi dinlesinler. İktidar olduğumuzda dostlarımızla beraber, altını özenle çizeyim dostlarımızla beraber iktidar olduğumuzda ilk yapacağımız iş TBMM’ye birinci hafta içinde Siyasi Ahlak Kanununu sevk etmektir. Bu millete borcum var. 27,5 yıl devlette çalıştım, çok sayıda başbakanla çalıştım; bütçe nasıl yapılır, vergi nasıl toplanır, harcamalar nasıl yapılır, personel nasıl alınır bütün bunlara 27,5 yılımı verdim. Siyasete girdiğimde kimse bir şey söylemedi ama ne zaman ki Genel Başkan oldum, bir müfettiş ordusu görevlendirdiler acaba Kılıçdaroğlu’nun bir açığını bulabilir miyiz diye. Bir müfettiş ordusu... Dedim ki; “Araştırmazsanız namertsiniz, araştırın. Boğazımızdan aşağı haram lokma inmedi ki.” Araştırdılar, hiçbir şey bulamadılar, bulamazlar da zaten. O nedenle ben millete söz verirken alnım açık olarak söz veriyorum. Benim arkada başka düşüncelerim yok. Siyasi Ahlak Kanununu niye getireceğiz? Siyaset kirlilikten arınmak zorundadır. TBMM’ye gidecek milletin vekilinin temiz olması lazım, dürüst olması lazım, hangi görüşten, hangi partiden olursa olsun ama temiz ve dürüst olacak. Ankara’ya gidip TBMM’de milletvekili sıfatını taşıyıp ihale peşinde koşan milletvekili istemiyoruz biz, yolsuzluk yapan milletvekili istemiyoruz biz. Siyasi ahlakı getireceğim. Esnafın Ahi Evran kuralları vardır, avukatlar yemin ederler, kuralları vardır, doktorların kuralları vardır. Siyasetçinin? Getireceğiz. Temiz, ahlaklı bir siyaseti bu ülkeye getirmek zorundayız.

Neden bu cümleyle başladım ve neden dedim ilk başta bunu yapacağız diye, Siyasi Ahlak Kanununu getireceğiz diye. Şu ülkenin geldiği hale bakın Allah aşkına.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bizleri televizyonları başında seyreden vatandaşlarım; şu ülkenin geldiği hali görüyor musunuz, iktidar sahiplerine bakıyor musunuz, kimin eli kimin cebinde belli mi Allah aşkına? Bu ülkenin İçişleri Bakanı kalkar devletin televizyonunda şu açıklamayı yapar: “Bir siyasetçiye her ay 10 bin dolar para veriliyor…” Kim bu siyasetçi, kim bu ahlaksız adam? Her ay 10 bin dolar. Kim veriyor? Yeraltı dünyası veriyor, çeteler veriyor. Çetelerden beslenen bir siyasetçinin memlekete faydası olur mu Allah aşkına, millete faydası olur mu? Kim bu siyasetçi hala belli değil. Soruyorum İçişleri Bakanına kim bu? “,Açıklamam savcıya söyleyeceğim…” Git savcıya. Savcıya da gitmeyeceğim. Meclis Başkanına söyledim, sen Meclisin Başkanısın TBMM’nin Başkanısın, bu parlamentoda görev yapan milletvekillerinin şerefi var, onuru var, kim bu adam çıkarın ortaya kardeşim. Mektup yazdım, dedi güzel, cevap vermiş, o da güzel ama isim yok. Ya siz milleti mi kandırıyorsunuz? Bir sahtekarı korumak en büyük sahtekarlıktır. Bir rüşvetçiyi korumak rüşvetçiyle yan yana durmak demektir. Ben bekledim ki atamayla gelen İçişleri Bakanını devletin bir numaralı koltuğunda oturan kişi çağırır gel kardeşim sen Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarıyla oynuyorsun ayda 10 bin dolar rüşvet alan bu siyasetçi kim kardeşim? Sorsun. Antepli kardeşim sormuyor bu soruyu. Niye sormuyor, hangi gerekçeyle sormuyor. Devletin savcıları dut yemiş bülbül gibi. Bu kirlilikten Türkiye Cumhuriyeti devletini arındırmamız lazım. Ahlaklı bir siyaset, onurlu bir siyaset, yarışmacı bir siyaset eyvallah başımın üstüne. Ama yeraltı dünyasından rüşvetlerden, ihaleden veya ihalelerden beslenen bir siyaseti asla doğru bulmuyoruz asla. Bunun mücadelesini vereceğiz. Ve en büyük desteği de Anteplilerden bekliyorum. Bir daha ki seçimlerde Anteplilerden bekliyorum. En büyük desteği sizden bekliyorum. Türkiye’den bekliyorum, vatandaştan bekliyorum. Temiz siyaset istiyorsan destek vereceksin kardeşim, ahlaklı siyaset istiyorsan destek vereceksin. Bunu yapacağız ve kararlıyız bunu yapmak zorundayız değerli arkadaşlarım.
Evet, Milli Kurtuluş Savaşının yapıldığı topraklardayız; şehitlerimiz var, gazilerimiz var, Gaziantep unvanını alan bir kentimiz var, bu kentin güzelliği içinde beraberiz, birlikteyiz. Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partililerin iki temel kırmızı çizgisi vardır. Birincisi bayraktır, ikincisi vatandır. Bayrak ve vatan konusunda hiçbir tartışmaya asla yaklaşmayız ve bu tartışmaları asla kabul edemeyiz. Bayrağımız ve vatanımız. Şimdi ben AK Partiye oy veren kardeşlerime seslenmek isterim veya MHP’ye oy veren kardeşlerime seslenmek isterim. Bayrak değerli mi? Değerli. Canımızı veriyor muyuz? Veriyoruz. Vatanımız değerli mi? Değerli. Canımızı veriyor muyuz? Veriyoruz. Vatanımızı temsil eden flamaya ne diyoruz? Bayrak diyoruz. Ay yıldızlı bayrak diyoruz. Ay yıldızlı bayrağı ister arabasında, ister evinde şerefli insanlar taşırlar. Ama rüşvet alan kişilerin arabalarında ve devleti temsil eden kişilerin arabalarında Türk bayrağı taşımalarına tahammül edemiyoruz ve doğru bulmuyoruz. Ve benim 83 milyona sözümdür, Allah’ın izniyle iktidar olduğumuzda dostlarımızla beraber ilk bir hafta içinde o rüşvetçi büyükelçilerin tamamını Türkiye’ye çağıracağım gelin kardeşim siz Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil edemezsiniz. Bunu yapmak zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, çok sorunlarımız var. Esnaf bitik vaziyette. Dün arkadaşlarımız esnafları da gezdiler. Doları kontrol edemiyorlar yani dövizi kontrol edemiyorlar, kimse önünü göremiyor, sanayici önünü göremiyor yatırım yapamıyor. Esnaf malı satıyorum ama aynı malı almaya gittiğimde sattığım kadar alamıyorum çünkü fiyatlar yükselmiş durumda. Dostlarımızla beraber iktidar olduğumuzda ilk bir hafta içinde esnafın bankalardan, esnaf kredi kooperatiflerinden çektikleri kredilerin faizlerini sileceğiz. Esnaf bir nefes alsın artık. Dükkan kapalı geçinemiyor, borç para vermişsin faiziyle beraber parayı öde. Nasıl ödesin dükkan kapalı kardeşim. Bunu yapacağız. Aynı şekilde çiftçiler ister Ziraat Bankası ister başka bankalardan, ister tarım kredi kooperatiflerinden kredi çekmiş olsun, onların da faizlerini sileceğiz, onlar da nefes alacak. İktidarımızın ilk 6 ayında çok büyük bir değişimi görecekler, Türkiye’de herkes görecek. Namuslu bir siyaset nasıl olurmuş, ahlaklı bir siyaset nasıl olurmuş, insandan yana bir siyaset nasıl olurmuş, alın terinden yana bir siyaset nasıl olurmuş, millete hizmet nasıl olurmuş bunları görecek. Herkes görecek bunu. Dost düşman herkes görecek bunu. Çocuk üniversiteyi bitirmiş işsiz, aile çocuğunu kredi alarak okutmuş Kredi Yurtlar Kurumundan, efendim borcunu öde yoksa haciz göndereceğim. İyi de iş yok kardeşim, nereden ödeyecek bunu! Kaldıracağız bunları. Faizi kaldıracağız, çocuk sigortalı bir işe başladığı andan itibaren diyeceğiz ki şu taksit içinde borcunu öde kardeşim. Önce iş ver, bir gelir sahibi olsun ondan sonra sen kalk bundan borç para iste. Sosyal devlet budur değerli arkadaşlarım, sosyal devlet budur. Halktan yana, alın terinden yana, çalışandan yana, üretimden yana olan devlete biz sosyal devlet diyoruz. Fakir fukaradan yana olan devlete sosyal devlet diyoruz. Bunun politik adı da sosyal demokrasidir. Hem demokrat olacaksınız hem fakir fukaradan yana olacaksınız. Gelir dağılımı dengeli olacak. Biri yer biri bakarsa kıyamet ondan kopuyor demiyor muyuz? Diyoruz.

Ve benim bütün millete sözüm. Nasıl bizim Belediye Başkanlarımız görev yaptıkları yerde hiçbir çocuğu yatağa aç yatırmıyorlarsa iktidar olduğumuzda Türkiye coğrafyasında hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Bunu yapacağız. Her ailenin asgari bir geliri olacak ve fakire, fukaraya yardım ederken insan onurunu koruyacağız. Onların yaptığı gibi yapmıyoruz zaten. Fakirleri diziyorlar sıraya çağırıyorlar televizyonları yardım yapıyoruz diye. O insanların onuru yok mu? Biz onlar gibi değiliz, biz inançlı insanlarız, biz sağ elin verdiğini sol el görmesin deriz. Nasıl yapacağız? Aile Destekleri Sigortasını getireceğiz yoksul ailede, ihtiyaç sahibi ailede kadının banka hesabını diyeceğiz git aç kardeşim senin her ay paranı yatıracağız gideceksin paranı çekeceksin çoluk çocuğun ihtiyacını gidereceksin. Kimse senin fakir olduğunu bilmeyecek, yoksul olduğunu bilmeyecek, ihtiyaç sahibi olduğunu bilmeyecek. Sadece devlet bilecek. Bunun sözü ne zaman verilmiş? 1971 yılında. Antepli kardeşlerim bunları çok iyi ama çok iyi bilsinler. 1971 yılında bu düzenin geleceği sözü verilmiş. Hangi yıldayız? 2021. 50 yıl geçmiş niye gelmiyor, niye getirmiyorlar? Çünkü yoksulluğu bitirmek istemiyorlar. Yoksul kalsın bize muhtaç olsun biz ona bir şey verelim o da bize oy versin. Bu tabloyu bitireceğiz. Kime oy verirse versin bu topraklarda hiç kimse aç ve açıkta kalmayacak. Bizim sözümüzdür bu bunu yapacağız değerli arkadaşlarım.
Efendim sanayici arkadaşlarım burası sanayi açısından Türkiye’nin en önemli illerinden birisi. Dış politikayı tamamen değiştireceğiz 180 derece değişecek dış politika. Herkes şunu çok iyi bilsin, Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kuracağız Türkiye, İran, Irak ve Suriye. Egemen güçlerin yönlendirdiği ya da egemen güçlerin hakim olduğu bir Ortadoğu coğrafyasına barış gelmez, barışı getirecek olan buradaki halklardır, buradaki devletlerdir. Beraber bir araya geleceğiz kardeşim. Barış içinde yaşayacağız, huzur içinde yaşayacağız. Mısır’la asla kavga etmeyeceğiz. Suriye’yle kavga etmeyeceğiz, Irak’la kavga etmeyeceğiz, İran’la kavga etmeyeceğiz, hiç kimseyle kavga etmeyeceğiz. Kavga hiçbir topluma yarar getirmiş değil. Düşünün Milli Kurtuluş Savaşını verenler Türkiye Cumhuriyeti devletini kurduklarında hepsi savaş meydanlarından gelmişti zaten savaşın bütün acımasızlığını biliyorlardı. Ne dediler? Yurtta barış dünyada barış. Barış varken niye kavga kardeşim niye kavga? Ve bir şeyi daha yapacağım, Türkiye’ye sözümdür bir şeyi daha yapacağım. Türkiye Cumhuriyeti devletinin Cumhurbaşkanını, Başbakanını, Bakanını hiçbir egemen ülkenin lideri malvarlığı dolayısıyla sorgulamayacaktır. Ahlaklı siyaset budur arkadaşlar, temiz siyaset budur.
Sanayicilerin beklediği yetişmiş nitelikli ara eleman. Bütün organize sanayi bölgelerinde teknoloji liseleri kuracağız. 5 tane mi organize sanayi bölgesi var 5 tane teknoloji lisesi Gaziantep’te olacak. Yatılı olacak. Milli Eğitim Bakanlığıyla organize sanayi bölgesi yönetimi beraber bu okulları yönetecekler. Öğrenci belli bir süre okuduktan sonra üçüncü sınıftan itibaren fabrikasında staja gidecek, staj yaparken sosyal güvenlik primini devlet ödeyecek, mezun olduğunda da işi hazır olacak. Efendim ben üniversiteyi okumak istiyorum. Tabi gidebilir. İzdüşümü üniversiteye artı puanla gidecek. Böylece teknoloji liselerini cazip hale getireceğiz. Amaç üretmek değil mi, amaç kazanmak değil mi, amaç alın terine değer vermek değil mi, amaç ülkeye döviz getirmek değil mi? Bunları yapacağız. Bunları her halükarda yapacağız.

Değerli arkadaşlarım, yine izin verirseniz AK Partiye oy veren kardeşlerime ve MHP’ye oy veren kardeşlerime seslenmek isterim. Türkiye’nin nereye gittiğini hepimiz görüyoruz. Hepimiz ciddi bir kaygı içindeyiz nereye gidiyoruz diye. Ve şu soruyu yakın çevremizde hep birbirimize soruyoruz ne olacak bu memleketin hali diye. Hep beraber freni patlamış bir kamyonda ve onun üstünde yokuş aşağı gidiyoruz. Nereye gittiğimiz belli değil ama umutsuz değiliz. Bunu çözeceğiz, birlikte çözeceğiz, birlikte yapacağız. Cumhuriyet Halk Partisi bunu yapabilir mi? Niye yapmayalım arkadaşlar niye yapmayalım. Belediye Başkanlarımız bir tarih yazıyor, bir destan yazıyor her bir Belediye Başkanımız yazıyor. Belediye Başkanları bunu yapıyor, çalışıyorlar, direniyorlar, anlatıyorlar bütün zorluklara rağmen yapıyorlar. Türkiye’yi de aklı başında, tutarlı, israfa son veren, harcadığı her kuruşun hesabını millete vermekten onur duyan bir siyasi anlayışla yönetmek istiyoruz ve bunun içinde halktan destek istiyoruz. Temiz siyaset, ahlaklı siyaset, halkına hesap veren siyaset. Her kuruşun hesabını vermenin onurunu taşıyan bir siyaset. Bizim temel hedefimiz budur bu olmalıdır.

Rahmetli Ecevit’in bir sözüyle sözlerime son vereyim. Rahmetli Ecevit bu ülkeye büyük hizmet etti. Onun söylediği şu sözü ben hiç unutmadım hayatımda bundan sonrada hepimizin şiarı olmalıdır. ‘Ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen’ biz bunu istiyoruz ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen.-"KAHTADA BUGÜN