Türkiye 100 yılda 10 kat daha fazla kuraklık şiddetiyle karşı karşıya

Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi‘nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. İhsan Çiçek, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İklim Araştırma Komisyonu’nda “Türkiye’de Kuraklık Riski” başlıklı raporunu sundu.

Türkiye 100 yılda 10 kat daha fazla kuraklık şiddetiyle karşı karşıya

Prof. Dr. Çiçek hazırladığı raporda, Türkiye’deki kuraklığın şiddeti ve alansal etkisinin artacağını, 100 yılda 10 kat daha fazla kuraklık şiddetiyle karşı karşıya kalınacağını kaydetti.

‘Kuraklık tehlikesi her yerde’

Raporda 2100 yılına kadar 776 bin insanın sel ve fırtınadan etkileneceği ifade edildi ve bunun maliyetinin 16,5 milyar Euro’ya ulaşacağı kaydedildi.

“Bizim kuraklığı, ‘İstanbul kuraklığı’ olmaktan çıkarmamız lazım” diyen Prof. Dr. Çiçek, “İstanbul’da su yüzde 20’ye düştü, bütün basında kuraklıktan bahsediliyordu, yüzde 80’e çıktı kimse konuşmuyor, oysa kuraklık tehlikesi her yerde. Kuraklık en sinsi doğal afet” açıklamasında da bulundu.

‘Göçler artacak’

Prof. Dr. İhsan Çiçek, kuraklıkla birlikte göçlerin de artacağını uyarısında bulunarak, Türkiye’de de bu duruma bağlı göçlerin yaşanacağını kaydetti:

Şu an sahil zonundaki İtalya kapılarına, Avrupa kapılarına dayanan insanların çoğu Cezayir, Nijer gibi ülkelerdeki kuraklıktan etkilenen insanlardır.

Onlar ülkemize de geliyorlar. O yüzden, Türkiye’nin bunu yerinde durdurma, yeşil duvar gibi projelerde katkısı var ama Türkiye’de de tarım alanlarından göç olacaktır kuraklık nedeniyle.

Türkiye’de bunun da hesaplamalarının yapılması lazım. İklim veya kuraklığa bağlı bir göç yaşanacaktır, yaşanıyor.”

İklim krizinin turizme etkisi

Bunun yanında, Ankara Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Somuncu tarafından hazırlanan ve TBMM İklim Araştırma Komisyonu’na sunulan “İklim Değişikliği’nin Türkiye Turizmine Etkisi” adlı raporda da kuraklığın turizme olası etkileri konusunda önemli değerlendirmeler yer alıyor.

Raporda yer alan bazı özet tespitler ise şu şekilde:

Yüksek sıcaklık ve kuraklık olacak; bunun turizme ‘mevsimselliğin değişmesi, turistlere ısı stresi, soğutma maliyetleri, bitki-yaban hayatı-böcek popülasyonunda değişiklikler, bulaşıcı hastalıkların yayılışı’ şeklinde etkisi olacak.

Azalan kar örtüsüyle birlikte; ‘kış sporları destinasyonlarında kar yetersizliği, suni kar yapma maliyetlerinde artış, daha kısa kış sporları mevsimi, peyzajın estetiğinin azalması’ söz konusu olacak.

Aşırı fırtınaların yoğunluğu ve sıklığı artacak; böylece ‘turizm tesisleri için risk, sigorta maliyetlerinde artış/sigorta edilebilirlikte kayıp, iş kesintisi maliyetleri’ doğacak.

Bazı bölgelerde buharlaşma artacak, yağış azalacak; bu da ‘su kıtlığı, turizm ve diğer sektörler arasında su konusunda rekabet, çölleşme, talebi etkileyen ve alt yapıyı tehdit eden yangınların artmasına’ yol açacak.

Deniz seviyesinin yükselmesiyle; ‘kıyı erozyonu, plaj alanı kaybı, liman bölgelerini korumak için yüksek maliyetler’ ortaya çıkacak. Daha sık ve büyük orman yangınları çıkacak; sel riskinin artması, turizm alt yapısına zarar gibi etkiler ortaya çıkacak.”

Kaynak:Yeşil Gazete