“Üniversitelerde Kapanma Sorunları Baş Gösteriyor”

Eğitim-Sen Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında alınan ve 29 Nisan tarihinde başlayıp 17 Mayıs 2021 tarihine kadar süreceği duyurulan “kapanma” kararının, birçok alanda olduğu gibi üniversitelerde de farklı düzeylerde sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti.

“Üniversitelerde Kapanma Sorunları Baş Gösteriyor”

Ancak YÖK tarafından üniversitelere gönderilen yazıda “kapanma kararının” değerlendiriliş biçiminin, üniversite bileşenlerini sorunlarıyla baş başa bırakacağı ile ilgili bir basın açıklaması yapan Eğitim-Sen, “Öyle ki YÖK, ilgili yazısında ‘kapanma kararını’ sadece yüz yüze eğitime ara verilerek acil uzaktan öğretime geçilmesi ve yüz yüze yapılacak sınavların ertelenmesi veya çevrimiçi yapılması şeklinde ele aldı. YÖK ve üniversite yönetimleri salgının ilk çıktığı Mart ayından bu güne geçen süreç içinde üniversitelerin karşı karşıya kaldıkları sorunlar ve deneyimlerden ders çıkarmamışlar ve taşıdıkları sorumluluğun gereklerini yerine getirmemişlerdir. Demokratik ve özerk üniversite, kolektif ve katılımcı bilgi üretimi, bilginin toplumsallaştırılması büyük bir tehdit altındadır. Üniversite alanı özellikle akademi suskunlaştırıldığı için üniversitelerin yönetimleri eliyle hukuksuz, denetimsiz, baskıcı ve keyfi kararlara terk edilmektedir. Salgında üniversitenin karşı karşıya kaldığı sorunlar çok boyutludur” ifadelerine yer verdi.

YAŞANAN SORUNLAR ÇOK YÖNLÜ

Sendika yaşanan sorunları şu şekilde sıraladı:
“Üniversite bünyesinde görev yapan güvenlik görevlileri, tam zamanlı ve dönüşümsüz çalışmakta, Kovid-19 salgını nedeniyle yaşamlarını yitirmekte ve bir yılı aşkındır maruz kaldıkları bu duruma dair sorunlarına çözüm üretilmemektedir. İdari ve teknik personelin çalışma biçimleri, birim amirlerinin keyfi kararlarına bırakılmış durumdadır. Söz konusu denetimsizlik nedeniyle 10 yaş altı çocuğu olan personel işe çağrılabilmekte, bir personelin yapabileceği işe üç personel çağrılmakta ya da görev alanı dışında arşiv vb kapalı ve havalandırması olmayan birimlerde görevlendirilmeleri yapılmaktadır. Üniversitelerin sosyal tesislerinde çalışanlar, tam zamanlı çalışmalarına rağmen eksik ücret almakta ya da kısa süreli çalışma ödeneği kapsamına alınıp çalıştırılmaktadır. Dönüşümlü çalışma kapsamında görevlendirilmesi gereken temizlik personeli, rızası aranmaksızın başka birimlere görevlendirilmektedir. Araştırma görevlileri ve öğretim görevlileri tamamıyla keyfi kararlarla göreve çağrılmaktadır. Kurumlarda görev yapan emekçilere sağlıklı ve besleyici yemek hizmeti sunulmamakta; emekçilere hijyenik olmayan paketlerde, miktarı az ve soğumuş yemekler verilmektedir. Geçtiğimiz yıllardaki mali kısıtlamalardan dolayı özellikle büyükşehirlerdeki üniversitelerin servis sayıları ciddi biçimde azaltılmıştır. İstanbul gibi vaka sayısının fazla olduğu bir kentte dört vasıta değiştirerek işe gitmek zorunda kalanlar olmaktadır. Vakıf üniversitelerinde ise durum daha vahimdir. Vakıf üniversitelerinin yönetimleri adeta krizi fırsata çevirme derdine düşmüştür. Öğretim elemanlarından görevleri dışındaki işlerin yapılması istenmektedir. Buz gibi kâr-zarar hesapları ve keyfi biçimde alınan kararlarla öğretim elemanları ücretsiz izne çıkarılmakta, çalışsalar dahi kısa süreli çalıştırma ödeneği kapsamına alınmakta, yoğun biçimde performans denetimi ve yıldırıya maruz kalmaktadırlar. Acil uzaktan öğretimde yaşanan sorunlara çözüm üretilmediği de göz önünde tutulursa öğretim üyelerinin mesai mefhumunun kalmaması, evlerin ofise dönüşmesi, artan iş yükü ile birlikte “kapanmanın” ciddi ve yıpratıcı sorunlarının derinleşeceği de açıktır. Ayrıca internete ve bilgisayar, tablet gibi araçlara erişim konusunda yaşanan sorunlar, üniversitelerin alt yapı eksikliklerinin giderilmemiş olması, acil uzaktan öğretim kapsamında yürütülen çevrimiçi derslerle ilgili olarak ölçme ve değerlendirme alanında yaşanan sorunlara YÖK’ün seyirci kalması gibi pek çok sorun da varlığını sürdürmektedir.”

SENDİKA ÖNERİLERİNİ SUNDU

Bu sorunlara çözüm üretmesi gerekenlerin hiçbir sorun yokmuş gibi, niteliği ya da nasıl yapıldığı önemsiz görülen acil uzaktan öğretimin sürdürülüyor olmasını yeterli görerek hareket ettiği ifade edilen açıklamada, şöyle denildi: “Oysa siyasi iktidar, YÖK ve üniversite yönetimleri Kovid-19 salgını koşullarında, öğrencilerin eğitim hakkını kullanabilmeleri, yükseköğretim kurumlarında görev yapan emekçilerin sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışmaları için politikalar geliştirmeli ve önlemler almalıdır. Israrla belirttiğimiz üzere, hızla alınması gereken önlemler şunlardır:
Kapanma döneminde tamamlanmak üzere yükseköğretim alanının özgünlüklerine uygun bir aşılama takvimi oluşturulmalı, tüm eğitim ve bilim emekçileri hızla aşılanmalıdır.
Kovid-19 salgınında alınacak ya da alınması gereken tedbirler, tepeden inme kararlarla değil üniversite bileşenlerinin dâhil olduğu karar mekanizmalarıyla oluşturulmalıdır.
Karar süreçlerinde açıklık ve şeffaflık, hem üniversite içinde hem de kamuoyuna karşı temel bir sorumluluk olarak görülmeli, birimlerin ve üniversite yönetimlerinin yetkili kurulları işletilmeden karar alınması engellenmelidir.
Üniversitelerde işyeri hekimliği oluşturulmalı, işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanları görevlendirilmelidir.
Üniversite bileşenlerinin salgın dönemine uygun biçimde ulaşım haklarını kullanmaları amacıyla yerel yönetimler ve valiliklerle birlikte ulaşım planı oluşturulmalıdır.
Üniversitelerin salgın için aldığı tedbirlerin, sendikalar, sağlık meslek kuruluşları, öğrenci örgütlenmeleri, çeşitli meslek odaları gibi toplumsal örgütlenmelerden oluşturulan yerel izleme kurulları tarafından takibine izin verilmelidir.
Üniversitelerde ve eğitimde tüm bu önlemlerin alınması için ek bütçe sağlanmalıdır.” (BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)